..*.. Son-Suz-Luk ..*..

29/9/2009 - ~GÜL DÜŞLERİ~





Gül düşleri,


Hatırımıza düştün hatırına düşür bizi.

Sevdik seni, sevindir bizi.
Uzaktayız yakınına vardır bizi; yandık pınarına kandır bizi.
Sıcak yaz günlerinde yaş dalların titreyişi gibi yandır bizi serin kuyulardan; koyu gecenin yıldızlarına karşı uyandır bizi derin uykulardan.
Gözyaşı değil nice demdir gözümüzden akan; belki eriyip biten ruhumuzdur damlayan!..
Gül sözleri edelim çok çok, ve gonca sükutu az az.
Gül düşleri görelim gül gecelerinde, Gül'ün aşkını derelim gül hecelerinde.
Gözü sürmeli ile ağlayanın arasına gül serpelim, güle yeminler edip. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla. Gönüldendir şikayet kimseden feryâdımız yoktur.

Gönlüm ki Gül'e hasret... Üçüncü halin imkansızlığında... Ve kozanın amansız yırtılışında...

Cevher Gül'e düştü, mıknatıs bana, güzellik Gül'e, sevgi bana... Güzeller güzelleri severmiş ve sadıklar sadıkları... Güzelliğimi arttır benim Gül'üm, ve arındır ayrık güzelliklerden sevgilerimi... Senden yüzüne bakma lezzetini isterim ve titrerim vefadan sonra ayrılığına düşme dehşetiyle. Genişlet sana indirilene yaslanmakta sinemi, ve sade kıl sensiz düşüncelerden gönül ayinemi.
Bir yankı ol, ses kat sesime; bir nazar kıl can ver nefesime. Düşümde ya hayalde gel, bitirdi gerçek beni; geldir bizi her halde gel ya yanına çek beni!. Gel Efendim! Sen gelmeyince hatıra bilsen neler gelir!..




Gönül ki Gül'e hasret...

Güzellik kendisine sıfat değil ad olan... Gül olmayınca bahçeler berbad olan...

Bakışındandır başlangıcı bütün hadiselerin; ve en büyük yangın aşkının bir kıvılcımından...
Dönüyorsa gökler bir yüzük halkasınca, ve dönmedeyse içinde ne varsa, kaşındandır yüzüğün, inci tanesi kaşından... İyi hal de hatırlatıyor seni bize, kötü hal de; korktuğumuzda da sevgin var içimizde, umduğumuzda da... Gözyaşlarımız gözbebeklerimizi boğazlıyor sensiz, duru şaraplar içinde zehirler yutuyoruz... Gökkuşaklarını toprağa gömenler de, nurunu ağızlarında söndürmek isteyenler de senden öte sınavlarda değiller aslında. Nefis kendini içine üflemekte daim...
Gülü kendi sesinde solduranların seni beklemekle geçecektir yüzyıllar süren ömürleri. Ah bir bilseler!.. Hâb-ı gaflette geçen ömrümü rü'yâ gördüm.

Gönüller ki Gül'e hasret...

Gönül ki kana boyandı, ve Gül'ün aşkına yandı...

***

Aşk, bir Gül'ün adıydı... İmdat ki seven unuttu, vefa yine sevgiliye düştü!.. Gel ey, unutma bizi!... Seni bir seven aşkına sev hepimizi!.. Kararlıyım bu gece, bütün varlığımla seni öveceğim... Seni sevdiğim gibi...
 

iskender pala
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/9/2009 - YUSUF'u zindana attiran Zeliha...



Anlatırlar ki;
 Zeliha, Yusuf’u zindana attırdığı vakit onun ayrılığıyla ardından yanıp yakılmaya başlamış. Hem kendisinden ayırmış, hem hasretini çeker olmuş. Bu yüzden zaman zaman zindanı ziyaretine gider, sureta “Hükümlüm kaçmış olmasın!” diye kontrol eder, ama içten hasret giderirmiş..Eğer Yusuf’u uyurken bulursa hücresinin önünde bekler, seyreder, uyanık bulursa azarlar, böylece yüzüne bakarmış. Nihayet bir keresinde sesini de çok özlediğini fark etmiş ve köle çağırıp, “Hemen şimdi Yusuf’u yere yık, adamakıllı kamçıla! Öyle vur ki ta uzaktan ah ettiğini duyayım.” demiş. Köle emre itaate niyetlendiysede Yusuf’un güzel yüzünü görünce kıyamamış. Hücrede bir post var imiş, onu yere sermiş ve başlamış vurmaya. Kölenin her kamçısında Yusuf mahsustan feryad etmekte, çığlık atmaktaymış. Zeliha ise bağırmaya devamda.
Daha hızlı vur, adamakıllı vur!”“
Nihayet köle Yusuf’a yalvarmış:

''O güneş yüzlü, Zeliha gelir de sırtında kamçı izi göremezse şüphesiz beni öldürür. Omzunu aç, dişini sık, bir kerecik olsun kamçıya dayan!”
”Yusuf elbisesini sıyırmış. Köle öyle bir vuruşla vurmuş ki Yusuf yere kapaklanmış. Zeliha bu sefer Yusuf’un ah edişini duyar duymaz bağırmış;

”YeTEEER!”


İskender Pala
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/6/2009 - BiR Zekeriyya imtihanin da BeLkide Yüregim!...

 
 
Bana dualarimi geri ver Rabbim..!

Yusuf’un kıtlık yılları vurduğundan beri en derin cümlelerime, ben anlaşılmazlıkların dehlizinde boğuldum…

Bak, inan tükendi tüm kelimelerim. Dilimde bir sükût. Ve kırıldı kalemim…

Sana nasıl anlatırım, avuçlarımın bile kelimesiz bomboş kaldığını. Ve nasıl söylerim sana, geceleriminnidasız, secdelerimin duasız kapkaranlık olduğunu.

Sahi kelimeler de terk eder mi insanı?

Ve öylesine vurgun, öylesine durgun yapayalnız bırakır mı?

Bir Zekeriya imtihanında belki de yüreğim…

Çaresizliğin, yapayalnızlığın zirvelerinde…

Ve bir terk edilişin en mahzun, en acıklı yerinde…

Gözlerim kanıyor biliyor musun? Ve ellerim yanıyor…

Sen hiç duasız kaldın mı?

Ve yalvara yakara, için için dualarını aradın mı?

Yıldızlara sordun mu hiç; gecelerini aydınlatan ve ansızın bir yıldızın kayışı gibi ellerinden ve dilinden kayıp kaybolan dualarını…

Peki ya ağladın mı? Dilin ısrarla susarken ve yol vermezken kelimelere, bomboş ve çaresiz kalan avuçlarına damla damla hasret akıttın mı?

İşte ben şimdi, terk edilişin en acısını yaşıyorum günlerimde…

Ve Zekeriyya’nın garipliğini taşıyorum saatlerime.

Duasız; öylesine öksüz, öylesine yetim, boynu bükük bir çocuk gibi dolaşıyorum caddelerde…

Tufan mı yuttu yoksa yakarışlarımı ey Nuh?

Cahilce davranıp yanlış bir şey mi istedim yoksa Rabbimden…

Neden dilimde bir sükût…

Oysa, duasız çöl, duasız kurak ve duasız yangınlardayım.

Süleyman! Söyle rüzgara, tüm çağlardan toplasın da getirsin bana, en güzel duaları…

Ve Meryem! Sessizliğini boz da, umut söyle Zekeriyya çaresizliğime…

Dilediğini hesapsız rızıklandırandır O, de… Dilediğine duaları da hatırlatandır.

Bana dualarımı geri ver Rabbim… En güzel kelimeleri öğret yüreğime.

Ben sana dua etmekle hiç mutsuz, bedbaht olmadım ki Rabbim…


Asıl dua etmediğimde mutsuzluğu yaşadım ve bedbahtlardan oldum.

Bana dualarımı geri ver Rabbim!

Avuçlarıma yağdır rahmetini…

Ve dilime kondur en kabul olunacak heceleri...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/4/2009 - ~GüL~ ve Kelâm




Gül ve Kelâm


Kuşku yok ki; meşin ciltli kalın lügatlerin, tozlu ve yıpranmış defterlerin arasında, incecik bir vazonun berraklığına daldırılmış kan rengi tek sap gülün güzelliğine bakarak şiir yazmaya dertlenen şair, gül ile kelam arasına düşmüş demektir. Ve hemen yanı başında olduğu halde şair gülün izini en uzak olduğu yerde, kelamda, sürmektedir.

 

Yak lügatleri şair! Güle nisbetle kurulmuş olsa da, gülün kelamı gülün yanında nedir ki?

 

Sadece gül bahçesi iste. Ki ufkun üzerinden uzun bulut kümeleri koşa gelirken kırkikindi yağmurları düşsün onun üzerine. Güle baktığında neye baktığını, ya da güle baktığında neyin sana baktığını neredeyse fark edecek gibi olduğun zamanlarda olsun bu. Yani geçmiş zamanlarda, şimdiki zamanlarda ve gelecek zamanlarda. Yani her zamanlarda. Yani perdeler aralanıp da önce, sonra gerisin geri, kapandığında. Cilve? Olsun. Ona da razı ol. Çünkü söylemek istediğini söylemek üzere yola çıkarken sen, gramer kurallarıyla birlikte mantıki söz dizimini ya da sözün mantıki dizilimini ihlal etmeyi göze alacak kadar cesur ve gözü pek olsan bile, gül bahçesinin kıyılarından geçerken yolun hâlâ kelâmda ısrar edersen netice değişmeyecek.

 

Acıkmış ve susamış olmalısın ve tepeden tırnağa tere batmışsın. Güneşin neden her gün doğduğuna ve her akşam battığına, üstelik neden her gün doğudan doğup her akşam batıdan battığına dair de meraktasın. Dünyanın yuvarlak olduğu ve kendi etrafında döndüğü hususunda da kuşkuların vardır zahir. Çünkü o kadar kendin ve o kadar yalnızsın…

 


Nazan Bekiroğlu
  
Mavi Lâle kitabından…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/2/2009 - Sustum! Acılarım Konuşuyor Yalnız...



~~Sustum! Acılarım Konuşuyor  Yalnız~~


Bir ölünün yalnızlığındadır yüreğim
Yalnızlığın acısını koynumda taşırım
Firak olmuş,vuslat olmuş fark etmiyor artık
Sustum!Acılarım konuşuyor Yalnız…

Ayrılıktan payımı aldım,şahdamarlarım kesik
Kırık bir mızrak olur bedenim
Adının Sen olduğu her şiiri bıraktım ben
Ruhumun dinmeyen nedametlerini yağmur sonralarına sakladım

Yağmur yağdığında neden sadece yüreğim ıslanır ki!
Güneş çıktığında neden ısıtmaz yüreğimi
Yoksa Katranımsı Bulutlara mı vuruldum ki
Sustum!Acılarım konuşuyor Yalnız…


Sen hiç yüreği yalnız kalanı gördünmü?
Kararsızlık Buhtanından nasibini alanı
Umutları sabırla aşılayanı…
Boşlukları zamanla dolduranı,yüreği yalnız kalanı gördün mü!

Suküt Lehçemdeki kelimelerin yokluğuna takılı
Yalnızlığımın girdabındaki yüreğim şimdilerde
Azad olunmazmıyım,sen azede edersen
Ruhumun dinmeyen nedametlerini yağmur sonralarına sakladım

Xelasiya me bı teye (Kurtuluşum seninledir)
Ağlamak mı yüreğinin içine mi akıtmak acıları
Hüzün mevsiminde yaşayan benim konuşma zamanım gitti
Sustum!Acılarım konuşuyor Yalnız…




18:24
24.08.2008

 Yazan : Ali / Kuranehli

TIKLA DINLE !!!
http://www.kuranehli.net/fon/sustum.mp3
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkimizda

Munteha! Sensin. Gidecegim son kapi senindir. Beni affinla sevindir... Sensin munteha! Son sinagim senin rahmetindir. Beni lutfunla sevindir.. Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

Blog Arkadaşlarım

yurekyanginlari
kitabooku
ebvaa
nisanur83
latehzen
acemikalem
manevihayat
eserali
uyanangenclik
sekeral
hicranyureklii
ruyatabirler
sevinlibebek
kurantevhidsunnet
kisamesaj
seyyidoglu
peygamberrefendimiz
<